(TA-HA SURESİNDE ANLATILAN OLAYLAR)
Prof.Dr Süleyman Ateş hocamın mealinden ayetler alarak konumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz;
24-”İmdi sen Fir’avn’e git çünkü o çok azdı.”
25-(Musa) dedi ki:”Rabbim benim göğsümü aç (risalet görevimi yapabilmem için yüreğimi genişlet)”
26-”Bana işimi kolaylaştır.”
27-”Dilimden (şu)düğümü çöz.”
28-”Ki sözümü anlasınlar.”
29-”Bana ailemden bir vezir ver.”
30-”Kardeşim Harun’u.”
31-”Onunla arkamı kuvvetlendir.”
32-”Onu da işime ortak yap.”
33-”Ki seni çok tesbih edelim.”
34-”Ve seni çok analım.”
35-”Şüphesiz sen bizi görmektesin.”
36-(Allah) buyurdu: “Ey Musa istediğin sana verildi.”
37- “Zaten biz sana bir kere daha lutufta bulunmuştuk.”
Bakara Suresinde açıklandığı üzere Fir’avn İsrail oğullarının yeni doğan erkek çocuklarını kestiriyor, kız çocuklarını sağ bırakıyordu. Musa Aleyhisselam doğunca annesi endişeye düştü.Çünkü onu da öteki çocuklar gibi keseceklerdi. Yüce Mevla, Musa’yı kurtarmanın yolunu Musa’nın annesine ilham ile öğretiyor:(S.Ateş)
38-”(Sen doğduğun zaman),annene vahyedileni vahyetmiştik:”
39-”Onu sandığa koy,suya at; su onu sahile bıraksın; onu benimde düşmanım onun da düşmanı olan biri alacaktır.”
Gerçekten annesi öyle yaptı, Musa’yı sandığa koyupdenize veya Nil nehrine attı.Hanımı Asiye ile birlikte bahçesinde oturmakta olan Fir’avun, su üstünde bir sandığın geldiğini görünce onu çıkarttı, açtırdı, içindeki çocuğu gördüğünde çocuğa karşı yüreğinde son derece bir sevgi hissetti.İşte yüce Allah Musa’ya olan bu lutfunu yadediyor.(S.Ateş)
“(Ey Musa), gözümün önünde büyüyesin diye senin üzerine benden bir sevgi koydum (görenler senin üzerine koyduğum bu sevgiden ötürü sana meftun oldular).”
Musa’ya bir süt annesi gerekti. Çünkü Musa verilen hiç bir memeyi tatmamıştı. Süt anne arıyorlardı Musa için.Musa’nın kız kardeşi, ne oldu diye gizlice onu araştırırken onun için bir süt annesi arandığını öğrendi:(S.Ateş)
40-”Kız kardeşin gidip ona bakacak birini size göstereyim mi?” diyordu.Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin.Sen bir de adam öldürmüştün.(Bir Mısırlı ile dövüşen İsrailli bir adam senden yardım isteyince, Mısırlıya bir yumruk vurmuştun, o da ölmüştü).Yine seni tasadan kurtarmış ve seni imtihana çekmiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın.Sonra (senin için) takdir ettiğimiz bir vakitte bize geldin ey Musa !
41-”Seni kendim için seçtim.”
42-”Sen ve kardeşin, ayetlerimi götürün, beni anmakta gevşeklik etmeyin.”
43-”Fir’avn’e gidin çünkü o azdı.”
44-”O’na yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar.”
45-Dediler ki:”Rabb’imiz, onun bize taşkınlık etmesinden yahut iyice azmasından korkuyoruz.”
46-”Korkmayın dedi, ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm”
47-”Haydi varın ona deyin ki: biz senin Rabb’inin elçileriyiz; İsrail oğullarını bizimle gönder,onlara azab etme. Biz Rabb’inden sana ayetler getirdik. Esenlik hidayete uyanlaradır.
48-”Bize (Allah’ı) yalanlayıp (O’ndan) yüzçevirenin, azaba uğrayacağı vahyolundu.”
49-(Fir’avn):”Rabb’iniz kim ey Musa?” dedi.
50-(Musa):”Rabb’imiz her şeye yaratılışını (varlığını ve biçimini) verip sonra onu doğru yola ileten (yaratılış gayesine uygun yola yönelten)dir.” dedi.
51-(Fir’avn):”peki ya ilk nesillerin hali nice olacak?” dedi.
52-Dedi ki: Onların bilgisi Rabb’imin katındabir kitapta (Levh-i Mahfuz)dadır. Rabb’im şaşmaz ve unutmaz.”
53-O ki yeri size beşik yaptı ve onda sizin için yollar açtı, gökten bir su indirdi. Onunla her çeşit bitkiden çiftler çıkardık.
Bu da Kur’anın ilmi bir mucizesidir. Zira bitkilerin de erkekli dişili olduğuna, bitkide erkek ve dişi tohumların bulunduğuna işaret edilmektedir.(S.Ateş)
54-Yeyin, hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda, akıl sahipleri için (Allah’ın birliğine) işaretler vardır.
55-Sizi ondan (yani yerden) yarattık, yine oraya döndüreceğiz ve bir kez daha ondan çıkaracağız.
56-Andolsun biz, o Fir’avn’e ayetlerimizin hepsini gösterdik yinede yalanladı ve ve dayattı.
57-Ve:”Sen bizi büyünle yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin ey Musa?” dedi.
58-Biz de mutlaka sana (se)nin (büyün) gibi bir büyü getireceğiz.Sen şimdi seninle bizim aramızda bir buluşma zamanı ve yeri tayin et: ne senin ne de bizim caymayacağımız uygun bir yerde olsun.”
59-(Musa) buluşma zamanınız ,Süs günü (bayram günü) ve insanların toplandığı kuşluk vakti olsun.” dedi.
60-Fir’avn dönüp gitti, hilesini (büyücüleri ve onların aletlerini) topladı, sonra (belirtilen yere) geldi.
Düz ve geniş bir alan.Her taraf seyre gelen halkla dolu.Bir tarafta Fir’avn, büyücüleri ve adamları, öbür tarafta Musa ve kardeşi Harun. Musa burada da tebliğ görevini ihmal etmiyor.(S. Ateş)
Üstad sanki peygamberin birinci görevi mucize göstermek, ikinci görevi tebliğ gibi bir cümle kurmuş bizce zaten peygamberin görevi sadece tebliğ ve örnek olmak olmalı (A.Tuğlu)
61-Musa onlara: “Yazık size, dedi. Allah’a yalan uydurmayın. Sonra (O) bir azap ile kökünüzü keser, doğrusu iftira eden perişan olmuştur!”
62-(Firavn’ın topladığı büyücüler),işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizlice konuştular.
63-Dediler ki : “Bunlar iki büyücü, başka bir şey değil. İstiyorlar ki sizi yurdunuzdan çıkarsınlar, ve sizin örnek yolunuzu (en güzel dininizi) gidersinler”
64-Onun için siz hilenizi toplayın, sonra sıra halinde gelin.Bu gün üstün gelen başarmıştır.
65-(Büyücüler önce Musa’nın işe başlamasını istediler) Dediler ki:” Ey Musa, ya sen at, yahut önce atan biz olalım.”
Daha önce Eski Mısır’da değneklerle ve iplerle idare edilen esirlere karşı konuşma zamanının asayı atma zamanı, olduğunu söylemiştik. Dolayısıyla burda ortaya atılan sözden başka bir şey olmadığını sadece birbirlerini ikna etmeye çalıştıklarını düşünmek gerekir.
66-(Musa): “Hayır siz atın!” dedi. (Attılar,Musa) birde ne görsün: Büyülerinden ötürü onların ipleri ve sopaları hakikaten koşuyor gibi görünüyor.
Burada alimlerimiz (TES’A) kelimesine koşuyor anlamı vermişlerdir.Oysa bu kelime iş görmek, hükmünü icra etmek anlamlarına da gelir.Buradaki ipleri ve değnekleri sanki büyücüler tartışma alanına atmış gibi anlamışlardır. Oysa sözü edilen ip ve değnekler Fir’avn ın esirleri bağladığı ve onları idare ettiği değneklerdir. Alimlerimizin yanlışlarından biri de sihir yani büyü yoluyla bir takım olmazların oldurulabileceği mesela değneklerin ve iplerin yürütülebileceği inancıdır.Bize göre bu inanç İslam’a uymaz. Ayrıca tevhidi de zedeler.
67-Bu yüzden Musa, içinde bir korku duydu.
Burada Musa’nın korktuğu şeyin ortaya atılmış değneklerin ve iplerin yürümesi değil ipler ve değneklerle büyük bir insan kitlesini idare edip onları esirleştiren anlayış olduğunu düşünmek gerekir.Bize göre İslam’ın sihir anlayışı bir takım olmazları olduran bir iş değil etkileyici söz gücüyle insanları doğru yoldan uzaklaştırma işidir.
68-(Biz kendisine):”Korkma dedik üstün gelecek sensin sen!”
69-”Sağ elindekini at! Onların yaptıklarını yutacaktır. Çünkü onların yaptıkları bir büyücünün hilesidir.Büyücü de nereye varsa iflah olmaz!”
Hz.Musa asasını attı. Musa’nın ejderha olan asası büyücülerin hayallerini yutuverdi.(S.Ateş)
“Sağ elindekini at” şeklindeki hitabı “ konuş” şeklinde anlamamız gerekir.Dolayısıyla Musa AS’ ın ortaya attığı bir şey yoktur.Sadece iplerle ve değneklerle kurulu bir diktatörlüğün iyi bir şey olmadığını anlatmıştır. TELGAF kelimesini ağzıyla yutmak yerine sözünle yıkmak şeklinde anlamak gerekir.